ALKOL BAĞIMLILIĞI
Alkol Bağımlılığı Nedir?
Dünya Sağlık Örgütüne göre, alkol bağımlılığı, alkolün yinelenen bir biçimde veya sürekli kullanımından kaynaklanan kullanım bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliğinin belirlediği DSM- 5 tanı ölçütlerine göre alkol bağımlılığı; on iki aylık bir süre içinde, günlük hayatında belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açan, sorunlu bir alkol kullanım örüntüsüdür. Alkolizm olarak da bilinen alkol bağımlılığı, hayatın her kesiminden insanı etkileyen bir hastalıktır. Alkol bağımlılığının tek bir nedeni yoktur. Psikolojik, genetik ve davranışsal faktörlerin tümü hastalığa yakalanmaya neden olabilir. Alkol bağımlılığının gerçek bir hastalık olduğuna dikkat etmek önemlidir. Beyinde ve nörokimyada değişikliklere neden olur, bu nedenle alkol bağımlılığı olan bir kişi eylemlerini kontrol edemeyebilir. Alkol bağımlılığı çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Hastalığın şiddeti, bir kişinin ne sıklıkla, ne kadar süredir içtiği ve tükettiği alkol miktarına göre değişebilir. Bazı alkol bağımlıları gün boyu çok içerken, bazıları zaman zaman ayık kalabilir.
Alkol bağımlılığı belirtileri nelerdir?
Diğer uyuşturucu maddelerin aksine, alkol birçok kültürde kabul görür ve yaygın olarak kullanılır bu nedenle alkol bağımlılığının fark edilmesi zor olabilir. Alkol kullanmak birçok insan için günlük hayatın bir parçası gibidir. Bazen düzensiz aralıklarla az miktarda içki içmekten hoşlanan biri ile günlük olarak sürekli alkol alma bağımlılığı olan biri arasındaki arasında ki farkı ayırt etmek önemlidir.
Bu nedenle alkol bağımlılığının bilimsel olarak kabul edilmiş bazı belirtilerini göz önünde bulundurmak gerekir. Bunlar:
- Kişi tarafından alışkın olduğu etkinin sağlanabilmesi için kullanılan alkol miktarının giderek arttırılıyor olması.
- Kişinin kullandığı alkolün miktarını azaltması ya da alkolü bırakması sonucunda yoksunluk belirtisi dediğimiz bir takım ruhsal ve bedensel sıkıntılar içerisine girmesi ve bu nedenle alkol alması ile rahatlama hissetmesi.
- Alınan alkol miktarının giderek artırılması ve alma süresinin uzaması.
- Alkol sağlamak, alkol kullanmak ya da alkolün etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcanması.
- Alkol kullanımı yüzünden toplumsal ve mesleki faaliyetlerin azalması ve süresinin kısalması.
- Alkol kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için başarısız girişimlerin varlığı.
- Alkolden zarar gördüğü bilinmesine rağmen alkol alımına devam edilmesi,
şeklinde sıralanabilir.
Bağımlılık zamanla kötüleşme, kişinin kendisine ve etrafına zarar verme eğiliminde olduğundan, erken uyarı işaretlerini görmek önemlidir. Erken teşhis edilir ve tedavi edilirse, alkol bağımlılığı olan biri, bağımlılığın olumsuz sonuçlarından en az etkilenebilir.
Alkol bağımlılığının yol açtığı temel sağlık sorunları:
- Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserleri
- Doğru düşünme, karar verme ve hareket etme gibi beyin işlevlerinin bozması
- Uyku bozuklukları, baş ağrısı, göz tahribatı
- Ruhsal ve psikolojik rahatsızlıklar
- Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları
- Kan pıhtılaşmasını engelleme
- Karaciğerde ağır hasar
gibi sağlık sorunlarının oluşmasına neden olur.
TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ BAĞIMLILIĞI
Tütün Bağımlılığı Nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, tütün ürünleri tütün yaprağından türetilen ve duman, emme, çiğneme veya koklama yoluyla kullanılan ürünlerdir. Tütün ürünlerinin hepsinde, nikotin adı verilen yüksek derecede bağımlılık yapan bir madde bulunur. Nikotin, tütünde temel bağımlılık yapan kimyasaldır. Sigara, nargile, pipo içme veya dumanının solunması zamanla kişide psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturur. Tütün kullanımı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünya genelindeki en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu tehdit, insan yaşamının her aşamasında, doğum öncesi dönemden ölüme kadar olan süreçte, 50'den fazla kanser türü dahil olmak üzere bir dizi sağlık sorununa neden olmaktadır. Sigara içen kişiler sadece kendi sağlıklarını tehlikeye atmazlar, aynı zamanda yanlarında bulunanlar da pasif olarak bu zararlı etkilere maruz kalır ve 7.000'den fazla kimyasal madde içeren dumanı solumuş olurlar. Bu kimyasalların birçoğu zararlıdır ve bazıları kanserojen etkilere sahiptir.
Hastalık kontrol ve önleme merkezleri, tütünün yılda 6 milyon ölüme neden olduğunu tahmin ediyor. Koklanarak burundan çekilen ya da çiğnenen dumansız tütünler de nikotin kadar yüksek düzeyde zehir içermektedir.
Dünya Sağlık Örgütüne göre nikotin kullanım bozukluğu olarak da isimlendirilen tütün bağımlılığının temel belirtileri şunlardır;
- Kullanımı kontrol etme kabiliyetinin bozulması
- Tütün kullanımına diğer etkinliklere göre daha fazla öncelik verilmesi,
- Zararlarla veya olumsuz sonuçlarla karşılaşılmasına rağmen kullanıma devam edilmesi ile kendini gösteren güçlü bir nikotin kullanma isteği,
- Nikotinin gitgide eski etkisini kaybetmesi (tolerans geliştirilmesi),
- Nikotin kullanımının kesilmesi veya azaltılması sonrasında yoksunluk belirtilerinin görülmesi,
- Tütünün etkilerinin neden olduğu, alevlendirdiği, yineleyici toplumsal ya da kişiler arası sorunlar olmasına karşın tütün kullanımını sürdürme (Örneğin; tütün kullanımıyla ilgili olarak başkalarıyla tartışmalara girme),
- Yineleyici bir biçimde tehlikeli olabilecek durumlarda tütün kullanma (Örneğin; yatakta sigara içme),
- İşteki, okuldaki ya da evdeki konumunun gereği olan başlıca yükümlülüklerini yerine getirememe ile sonuçlanan, yineleyici tütün kullanımı (Örneğin; işini engelleme.)
Amerikan Psikiyatri Birliği'nin 2013'te yayımladığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı DSM-5'e göre, tütün bağımlılığı tanısı için aşağıdaki kriterlerden en az ikisinin bir arada görülmesi yeterlidir:
1. Tütünü genellikle amaçlanandan daha fazla veya daha uzun süre kullanma.
2. Tütün kullanımını bırakma veya kontrol etme isteği olmasına rağmen, bu konuda başarısızlık ve kontrolsüz kullanım girişimleri.
3. Tütün elde etmek veya kullanmak için aşırı zaman harcama.
4. Güçlü bir tütün kullanma isteği.
5. Tekrarlayan tütün kullanımı sonucu iş, okul veya aile sorumluluklarını yerine getirememe.
6. Tütün kullanımı nedeniyle sosyal etkinliklerde azalma veya kayıp.
7. Tehlikeli durumlarda dahi tütün kullanımının sürdürülmesi (örneğin, yatakta sigara içme).
8. Tütün kullanımının kalıcı ve tekrarlayan sosyal sorunlara rağmen devam etmesi.
9. Tütün kullanımının neden olduğu veya artırdığı muhtemel kalıcı veya tekrarlayan fiziksel veya psikolojik problemlerin varlığına rağmen tütün kullanımına devam edilmesi.
10. Aynı miktarda tütün kullanımının azalan etkisi ve istenen etkiyi elde etmek için tütün kullanımının artırılması.
11. Tütün yoksunluk belirtileri yaşanması ve bu belirtileri hafifletmek veya önlemek için tütün (veya nikotinle ilişkili bir madde) kullanılması
Tütün Kullanımının Yol Açtığı Bazı Sağlık Problemleri:
•Akciğer ve solunum sistemi kanserleri başta olmak üzere kanserler
•Gastrit, ülser ve mide kanseri
•Kalp ve damar hastalıkları
•KOAH ve diğer akciğer hastalıkları
•Damarlarda tıkanıklık ve buna bağlı olarak meydana gelen felç durumu
•Ciltte meydana gelen sararma, kırışıklık, cilt kanseri
•Ağız kokusu ve dişlerde sararma
•Gebelik döneminde sigara içenlerde erken doğum, buna bağlı olarak çocukta meydana gelen çeşitli gelişim bozuklukları, doğum sonrasında ortaya çıkan annenin sütünün kesilmesi
KUMAR BAĞIMLILIĞI
Kumar Bağımlılığı Nedir?
Kumar, bir bireyin daha da değerli bir şey elde etme arzusuyla değerli bir şeyi riske atmasıdır. Kumar bağımlılığı, bireyin kumar oynama isteğini kontrol edememesi, bu davranışı tekrarlamaya devam etmesi ve sonucunda maddi kayıplar, psikolojik sorunlar ve sosyal ilişkilerde bozulmalar yaşamasıyla karakterize edilen bir davranışsal bağımlılık türüdür. Aslında, kumar bağımlılığı dünya çapında en yaygın dürtü kontrol bozukluğudur. Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı Uluslararası Hastalık Sınıflandırması El Kitabı’nda (ICD-11) kumar oynama bozukluğu, davranışsal bağımlılıklar arasında yer almakta ve şu özelliklerle tanımlanmaktadır:
- Kumar oynama üzerinde kontrolün sağlanamaması (başlama, sıklık, yoğunluk, süre, sonlandırma ve bağlam açısından).
- Kumar oynamaya yaşamdaki diğer ilgi alanlarına ya da günlük faaliyetlere göre öncelik verme.
- Ortaya olumsuz sonuçlar çıkmasına rağmen kumar oynamaya devam etme ya da daha fazla oynama.
Kumar bağımlılığının yaygın belirtileri şunları içerir:
- Kumarla takıntılı bir biçimde meşgul olmak,
- Aynı heyecanı yaşamak için artan miktarda parayla kumar oynama ihtiyacı duymak,
- Başarısız bir şekilde kumarı kontrol etmeye, azaltmaya veya durdurmaya çalışmak,
- Kumar oynayamadığında huzursuz veya sinirli hissetmek,
- Sorunlardan kaçmak veya çaresizlik, suçluluk, endişe veya depresyon duygularını hafifletmek için kumar oynamak,
- Daha fazla kumar oynayarak kaybedilen parayı geri almaya çalışmak,
- Kumar nedeniyle önemli ilişkileri veya okul / iş fırsatlarını tehlikeye atmak veya kaybetmek,
- Kumar parası elde etmek için hırsızlık veya dolandırıcılığa başvurmak.
Kumar bağımlısı insanlar kaybettiklerinde kendilerini yeniden oynamamak için durduramaz veya bir kayıp limiti belirleyemez; kendilerini paralarını geri almaya çalışmak için oynamaya devam etmek zorunda hissederler. Çoğu durumda, kişi amaçlanandan daha fazlasını kaybeder, kaybedilen para miktarı için kendisini suçlar ve daha sonra daha fazla kumar oynayarak kayıpları telafi etmeye çalışır, bu da daha fazla para kaybına neden olur. Bu yıkıcı döngü birçok olumsuz sonuca yol açar.
Kumarın Zararları
- Psikolojik sorunlara yol açar.
- Diğer bağımlılıklara kolayca bulaşma ihtimali kuvvetlenir (Alkol, sigara gibi).
- Kazanma hırsıyla bencil ve menfaatçi bir hale gelen birey kendine ve çevreye zarar vermekten kaçınmaz.
- Kumar tutkusu yüzünden ailesine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmez.
- Fizikî zararlarla neticelenebilecek karmaşık bir ilişkiler ağına dahil olur (Bu tür sektörlerin kimlerin elinde olduğu bilinmemekte ve kişi kazananın olmadığı bir dünyanın içine itilmektedir).
- Maddi kayıp ile birlikte kişi; kendisine, ailesine ve topluma karşı zararlı hale gelir.
- Ailedeki güven ortamı kaybolur.
- Ailede maddi kayba yol açar ve bu kayıplar yüzünden psikolojik, ailevî ve toplumsal sorunlar ortaya çıkar (boşanma, aile içi şiddet gibi).
- Kumarın finansmanı için girişilen ilişkiler aile düzenine ve bireylerine yansır.
- Haksız kazanç meşru hale gelir; kolay kazanç yeni nesillerin ideali haline gelir.
- İllegal yapı ve organizasyonlar bu yollarla güç ve servet kazanır.
- Çalışma, alın teri, hak ve hukuk gibi toplumun temeli olan anlayışlar itibardan düşer.
- Toplumsal ahlâk yara alır.
- Menfaat ve kazanma hırsı bütün toplumsal ilişkilere yansır.
- Toplumdaki huzur ve güven zedelenmesine yol açar.
MADDE BAĞIMLILIĞI
Madde bağımlılığı nedir?
Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bunun yanı sıra, Madde bağımlılığı; kişinin kullandığı maddeye uzun süreli fiziksel ve psikolojik manada kenetlenerek, şahsi, toplumsal ve mesleki hayatının kötüleşmesi şeklinde oluşan madde kullanım rahatsızlığıdır. Bu tanımı kullanabilmek için, kişinin maddeye karşı tolerans geliştirilmiş olması ve maddenin kesilmesi ya da azaltılması durumunda kaygı, huzursuzluk, titreme gibi belirtilerin gözlenmesi önemlidir.
Madde bağımlılığı Dünya Sağlık Örgütünün, Uluslararası Hastalık Sınıflandırması El Kitabı’nda (ICD-11) madde kullanımına bağlı bozukluklar adı altında sınıflandırılmaktadır. Vücuda girdiğinde davranışsal, ruhsal ve beden üzerinde değişikliklere neden olan, bağımlılık yapabilen kimyasal maddelere bağımlılık yapıcı maddeler denir. Bu maddeler tıp kaynaklarında psikoaktif madde olarak geçmektedir.
Madde kullanım bozukluğu belirtileri nelerdir?
Bir yıl içinde aşağıdakilerden en az ikisi kendini göstermeli, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ve işlevsellikte düşmeye yol açmalıdır.
- Planlandığından daha büyük ölçüde veya uzun süreli kullanım,
- Maddeyi bırakmak veya kontrol altında tutmak için istek veya sonuç vermeyen çabalar, Maddeyi elde etmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayırma,
- Madde kullanımı için çok büyük bir istek duyma veya kendini zorlanmış hissetme, -
- Tekrar eden kullanım sonucu sorumluluklarını yerine getirememe (işte, okulda, evde), -Olumsuz etkilerine rağmen kullanıma devam etme (toplumsal ve kişiler arası sorunlar), -Kullanımdan dolayı günlük etkinliklerin bırakılması veya azaltılması (iş, eğlence vb.), -
- Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi kullanmaya devam etme, -
- Olumsuz bedensel veya ruhsal etkilerinin bilinmesine rağmen kullanmayı sürdürme, -
- Maddeye tolerans gelişmiş olması yani stenen etkinin ortaya çıkması için artan madde gereksinimi veya aynı miktarda maddenin sürekli kullanımı sonucu etkisinin azalması durumu, Yoksunluk belirtileri (Bulantı, uykusuzluk, kusma, sinirlilik, bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, ishal, terleme, titreme, kas sızıları, ateş vb.).
Madde bağımlısı olma sebepleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Benlik saygısının düşüklüğü
- Sağlıksız arkadaş ortamı
- Merak
- Kişilik problemleri
- Sağlıksız aile ortamı
- Sorunlardan kaçış isteği
- Dayanıksız ve güçsüz kişilik yapısı
- Duygusal yoksunluk
Madde kullanımı sonucunda oluşan zararlı etkiler;
- Vücut ve beyin kimyasının bozulması
- Hafıza kayıpları
- Ruhsal dalgalanmalar
- Muhakemede düşüş
- Konuşma bozuklukları
- Yürüyüş bozuklukları
- Gözlerde ve vücutta titreme
- Duyma kayıpları
- Huzursuzluk
- Uykusuzluk
- Saldırganlık
- Kaygı
- Koma
- Risk alma davranışının artması
- Kan basıncı ve solunum artışı
- Bedensel çöküntü
- Yüksek tansiyon ve beyin kanamaları
- Böbrek ve karaciğer hasarı
- Depresyon
- Hayal görme
- Koku kayıpları
- Ölüm
TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI
Teknoloji Bağımlılığı nedir ?
Teknoloji bağımlılığı, bireylerin aşırı teknoloji kullanımından kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Bu bağımlılık, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek aile, sosyal ve iş hayatında sorunlara yol açar. Teknoloji bağımlılığı, çağımızın en büyük sorunlarının başında gelmektedir. Teknoloji bağımlılığı her yaş grubunda görülen tehlikeli bir durumdur. Bu bağımlılığı yaşayan bireyler zamanlarını çoğunlukla teknolojik aletlere harcarlar. Teknoloji ve internetin bilinçli olmayan, kontrolsüz bir şekilde kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan, davranışsal bağımlılıklar oyun oynama bozukluğu, kumar oynama bozukluğu, sosyal medyanın ve akıllı telefonun aşırı kullanımı gibi bağımlılık yapıcı alt davranışlarla kendini gösteren bağımlılık türü teknoloji bağımlılığı olarak tanımlanır.
Teknoloji Bağımlılığın Belirtileri Nelerdir?
Teknoloji bağımlılığı rahatsızlığının ortaya çıkmasında genelde aşağıda yazılan faktörler görülmektedir.
Teknoloji bağımlılığı incelendiğinde internet kullanımı ile ilgili kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterlerin 5 tanesi bireyde mevcut ise patolojik internet bağımlısı olduğu düşünülmektedir.
- Farkından olarak veya olmayarak çok fazla saat harcamak
- Gece geç saatlere kadar bilgisayar başında kalmak
- Bilgisayardan, telefondan uzak kalındığı zaman boşluktaymış gibi hissetmek
- İnternette girebilmek için yemek yemeden dinlenmelerden arkadaşlarla vakit geçirmekten ödün vermek
- Teknoloji kullanım zamanını ayarlayamamak
- Teknoloji kullanımından dolayı depresyon, stres ve gerginlik durumu yaşamak
- Sadece dijital aletlerden zevk almak
- Çevresine ve ailesine kullanım süresi hakkında yalan söylemek
Genel olarak tüm bu teknoloji bağımlılığı belirtilerinin temelinde kontrol kaybı görülmektedir. Kontrol kaybı bağımlılığın temelini oluşturmaktadır.
Teknoloji Bağımlılığına bağlı oluşan şikayetler
- Gözlerde yanma-
- Boyun kaslarında ağrı ve sertleşme-
- Beden duruşunda bozukluk-
- Elde uyuşukluk-
- Halsizlik
- Akademik başarıda düşüş-
- Kişisel, aile ve okul sorunları-
- Zamanı idare etmede başarısızlık-
- Uyku bozuklukları-
- Yemek yememe-
- Aktivitelerde azalma-
İnternet arkadaşları dışında izolasyon gibi durumlar gözlemlenir.
İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI
Günümüzde ilişki bağımlılığı, bireylerin ilişkilerinde çok sık rastlanan ancak kişiler tarafından fark edilmesi güç bir sorundur. Sevgili veya eşe bağımlılık olarak da isimlendirilen “ilişki bağımlılığını bireyin ilişkisine zarar gelmesi, ilişkisini devam ettirememe, sonuna kadar götürememe veya her an terk edilebilme endişesi içinde olma anlamında tanımlanabilmektedir. İlişki bağımlılığı bağımlı ilişki ve bağlı ilişki olarak iki başlık altında incelenebilir.
Bağımlı ilişki ile bağlı ilişki arasında önemli farklılıklar vardır.
Bağımlı ilişkide, kişiler benlik algılarını kaybederek tek kişilik bir ilişki yaşarlarken, bağlı ilişkide partnerler birbirlerine tutsak haline gelmeden güven ve sevgilerini sürdürerek iki kişilik ilişki kurabilirler. Bağımlı kişiler, bağımlı oldukları partnerlerinden uzaklaşamayarak günlük hayatlarındaki işlevlerini yitirebilirler. İlişki bağımlılığı, ilişkideki bir sonuç değil, kişinin fark edemediği ihtiyacı olabilir. Bir başka deyişle, bağımlılık bir belirti ya da neden olabilir. Bu sebeple, bağımlı kişilerin dinamiklerini çözmeleri ve farkındalık kazanarak öz değer ve benlik algılarını tekrar kazanmaları sağlıklı bir romantik ilişki için oldukça önemlidir. İlişki bağımlılığı, kadın ve erkeklerde farklı belirtiler gösterse de bağımlılıkla mücadele etme durumları aynıdır. Bağımlılığın oluşmasında toplumsal yapı, kültür ve yetiştirilme biçimlerinin önemi oldukça fazladır.
İlişki bağımlılığı, madde bağımlılığına yakın ve benzer belirti ve süreci gösterir. “İnsan bağımlılığı” olarak da tanımlanabilen bu bağımlılığın birçok ayırt edici özellikleri de vardır:
- Yoğun suçluluk hali
- Sevgi ve merhamet etme duygularıyla hareket edip insanları kurtarma istek ve güdüsü
- Yalnız kalma kaygısı
- Tanıdığı veya tanımadığı herkesin görüşlerini ‘’gereğinden fazla’’ dikkate alma
- Duygularını anlamada eksiklik
- Çabaları partneri tarafından görülmediğinde, kabul edilmediğinde veya karşılık alınmadığında hissedilen kırgınlık
- İstensin veya istenmesin kendinden ödün verme
- İlişkinin bitmemesi veyahut sürmesi için sağlıksız şekilde bağlılık
- Partnerden bağımsız şekilde karar vermede zorlanma
- Günlük rutinlerini partnerle birlikte zaman geçirmek adına aksatma
- Sosyal yaşantıyı ve etkileşimleri kısıtlama
- Güven eksikliği
- İnsanları kontrol altında tutmak için baskıcı davranma
- Sürekli onaylanma isteğinde ve ihtiyacında olma
- Kendi hayatını kısıtlama
- Partnerinin ihtiyaçlarını karşılamak zorunda hissetme
İlişki Bağımlılığını Aşmanın Yolları
İlişki bağımlılığı, kişinin kendisini bir ilişkide tamamen kaybetmesine ve bireysel kimliğini yitirmesine yol açan ciddi bir durumdur. Bu bağımlılıktan kurtulmak, bireyin hem psikolojik hem de duygusal sağlığı için önemlidir. İlişki bağımlılığını aşmanın yolları, öz farkındalık geliştirme, kişisel sınırlar oluşturma ve profesyonel destek arayışını içerir. İşte bu yolda izlenebilecek bazı adımlar:
a. Profesyonel Destek ve Terapi Yöntemleri
İlişki bağımlılığı ile başa çıkmanın en etkili yollarından biri, profesyonel yardım almaktır. Psikoterapi, bireyin ilişkilerdeki davranışlarını ve duygusal dinamiklerini anlamasına yardımcı olur. Bu süreçte, birey:
- Kendi duygusal ihtiyaçlarını ve bağımlılığının kökenini keşfeder.
- Sağlıklı ilişki kalıplarını öğrenir ve geliştirir.
- Güvenli bir ortamda duygularını ifade ederek, farkındalık kazanır.
Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT), ilişki bağımlılığı olan kişilerin, düşünce ve davranış kalıplarını değiştirerek daha sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olabilir. BDT, bireyin kendi düşüncelerini ve davranışlarını sorgulamasına ve olumsuz kalıpları pozitif alternatiflerle değiştirmesine odaklanır.
b. Kişisel Gelişim ve Özsaygı Artırma Teknikleri
İlişki bağımlılığı olan bireylerin kendilerine olan güveni genellikle düşüktür. Bu nedenle, özsaygıyı geliştirmek önemlidir. Kişisel gelişim süreci, bireyin kendini tanımasını ve bireysel ilgi alanlarını keşfetmesini içerir. İşte bu süreçte yapılabilecek bazı aktiviteler:
- Hobilerle Meşgul Olmak: Kişisel ilgi alanları bulmak ve bunları geliştirmek, bireyin kendi kimliğini yeniden inşa etmesine yardımcı olur.
- Kendine Zaman Ayırmak: Yalnız zaman geçirmek, bireyin kendi düşüncelerini ve duygularını tanımasına olanak tanır.
- Pozitif Onaylama Egzersizleri: Günlük olumlamalar, bireyin kendisine olan bakış açısını değiştirebilir ve özsaygısını artırabilir.
c. Sağlıklı Sınırlar Koyma
İlişki bağımlılığı genellikle sağlıksız sınırlarla ilişkilendirilir. Kişinin ilişkisinde sınırlar koyması, hem kendisi hem de partneri için sağlıklı bir alan yaratır. Sağlıklı sınırlar:
- Bireyin kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini belirtmesine olanak tanır.
- İlişkideki kontrol ve manipülasyon unsurlarını azaltır.
- Kişinin kendine olan saygısını ve ilişkideki gücünü artırır.
Sınır koymak, ilk başta zor olabilir; ancak bu süreçte kararlı olmak ve geri adım atmamak önemlidir. Birey, partneriyle açık ve net bir iletişim kurarak, sınırlarının neden önemli olduğunu ifade etmelidir.
d. Destek Gruplarına Katılmak
İlişki bağımlılığını aşma sürecinde destek grupları da büyük bir rol oynayabilir. Bu gruplar, benzer deneyimler yaşayan bireylerle bir araya gelme ve ortak çözümler bulma fırsatı sunar. Destek grupları, bireyin yalnız olmadığını hissetmesini sağlar ve süreç boyunca motive edici bir ortam sunar.
İlişki Bağımlılığının Duygusal ve Fiziksel Etkileri
İlişki bağımlılığı, bireylerin romantik veya sosyal ilişkilerine aşırı derecede bağlı olmaları ve bu ilişkilerden sürekli onay ve destek arayışında olmalarını ifade eder. Bu durum, duygusal ve fiziksel sağlık üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yaratabilir. İşte ilişki bağımlılığının duygusal ve fiziksel etkileri:
1. Duygusal Etkiler
- Düşük Özsaygı ve Kendine Güvensizlik
- Özsaygı Sorunları: İlişki bağımlılığı, bireylerin özsaygılarının ilişkilere bağlı hale gelmesine neden olabilir. Partnerin onayı ve sevgisi, kişinin kendine değer verme anlayışını etkileyebilir ve bu da düşük özsaygıya yol açabilir.
- Kendine Güvensizlik: İlişki bağımlısı bireyler, partnerlerinin sevgisi ve onayı olmadan kendilerini eksik ve yetersiz hissedebilirler. Bu, kendine güven eksikliklerine neden olabilir.
- Anksiyete ve Stres
- Kaygı Duyguları: İlişki bağımlılığı, partnerin ilgisizliği veya ayrılma korkusu nedeniyle yüksek düzeyde kaygıya neden olabilir. Bireyler, ilişkilerinin sürekli olarak sağlam ve tatmin edici olmasını bekleyebilirler, bu da anksiyete seviyelerini artırabilir.
- Stresli Durumlar: İlişki bağımlılığı, ilişkinin dinamiklerine bağlı olarak sürekli bir stres kaynağı oluşturabilir. İlişkinin bozulması veya partnerin geri çekilmesi, stres ve duygusal yük yaratabilir.
- Ayrılık Korkusu ve İlişki Bağımlılığı
- Ayrılık Korkusu: İlişki bağımlısı bireyler, ayrılma korkusu nedeniyle ilişkinin her yönünü kontrol etme eğiliminde olabilirler. Bu korku, duygusal olarak yoğun bir şekilde etkilenmelerine neden olabilir.
- Bağımlılık Hissi: İlişki bağımlılığı, bireylerin kendilerini ilişkiye bağımlı hissetmelerine neden olabilir. Bu durum, bağımsızlık ve kendi başına tatmin duygularının azalmasına yol açabilir.
- Duygusal Bağımlılık ve Güçlü Bağlantılar
- Duygusal Bağımlılık: İlişki bağımlılığı, bireylerin duygusal olarak partnerlerine aşırı derecede bağlı olmalarına neden olabilir. Bu, partnerin duygusal durumunun birey üzerinde yoğun etkiler yaratmasına yol açabilir.
- Güçlü Bağlantılar: Bireyler, ilişkideki güçlü duygusal bağlantılar nedeniyle kendilerini derinden bağlı hissedebilirler. Bu durum, ilişkinin bozulması halinde derin duygusal acılara neden olabilir.
2. Fiziksel Etkiler
- Fiziksel Sağlık Sorunları
- Stres ve Sağlık: İlişki bağımlılığı, yüksek stres seviyeleri ile ilişkilidir. Kronik stres, bağışıklık sistemi zayıflığı, sindirim sorunları ve kalp hastalıkları gibi fiziksel sağlık sorunlarına yol açabilir.
- Uyku Problemleri: İlişki bağımlılığı, uyku bozukluklarına neden olabilir. Sürekli düşünme, endişe ve kaygılar, uyku kalitesini etkileyebilir ve uykusuzluğa yol açabilir.
- Enerji Düşüşü ve Yorgunluk
- Enerji Kaybı: Sürekli olarak ilişkiye odaklanmak, bireylerin enerjilerini tüketebilir. Bu durum, genel yorgunluk ve fiziksel enerji düşüşüne neden olabilir.
- Yorgunluk: İlişki bağımlılığı, sürekli olarak duygusal ve zihinsel yük altında olmaya neden olabilir. Bu, genel yorgunluk hissini artırabilir ve yaşam kalitesini etkileyebilir.
- Fiziksel Sağlıkta Bozulmalar
- Aşırı Tüketim: İlişki bağımlılığı, bireylerin aşırı yemek yeme, alkol tüketme veya diğer sağlıksız alışkanlıklara yönelmesine neden olabilir. Bu tür alışkanlıklar, fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
- Hareketsizlik: İlişki bağımlılığı, bireylerin sosyal ve fiziksel aktiviteleri azaltmalarına neden olabilir. Bu durum, hareketsizlik ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açabilir.
- Kişisel Bakımın İhmal Edilmesi
- Kişisel Bakım Eksikliği: İlişki bağımlılığı, bireylerin kişisel bakım ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ihmal etmelerine neden olabilir. Bu durum, genel sağlık durumunu olumsuz etkileyebilir.
- Kişisel Zamanın Azalması: Bireyler, ilişkinin gerektirdiği zaman ve enerji nedeniyle kişisel zamanlarını ve hobilerini ihmal edebilirler. Bu, yaşam dengesini etkileyebilir ve kişisel tatmini azaltabilir.
ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI
Alışveriş bağımlılığı (onyomani), kişinin geçici bir rahatlama sağlamak için ihtiyaç dışı ve kontrolsüz alışveriş yapma davranışını içeren bir psikolojik rahatsızlıktır. Alışveriş takıntısı, bir dürtü kontrol bozukluğu sorunudur. Alışveriş takıntısı olan bir insan o kadar gereksiz yere ve ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapar ki bunun bedelini pek çok şekilde ödemek zorunda kalır. Genellikle bu kişilerin psikolojik sıkıntılarını bastırmak için sürekli alışveriş yapma davranışı içine girdiklerini görürüz. Bu davranış, para harcama konusunda yoğun zihinsel meşguliyet, alışveriş sonrası pişmanlık ve suçluluk duyguları ile karakterizedir. Alışveriş bağımlılığı olan kişiler herhangi bir sorundan alışveriş yaparak anlık olarak iyi hissetme hali ile çıkmayı ve sorundan uzaklaşmayı hedeflemektedir. Fakat bu durum geçici bir duygu olduğundan bir süre sonra tekrar aynı metod ile rahatlamaya çalışmak için alışverişe kişi tekrar yönelir.
Alış-veriş bağımlılığı belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz;
- Kişinin kendisini kötü hissettiği durumlarda para harcamak istemesi
- Alışveriş yapınca rahatlamak, güçlü hissetme ve huzurlu
- Harcanan para miktarının çok ciddi oranda yükselmesi
- Para harcayan kişini aile ya da yakın çevresinde olumsuz durumlar oluşması
- Hesaplanandan daha fazla alışveriş yapma
- Harcamaya başladıktan sonra kişinin kendini durduramaması
- Aşırı alışveriş yapma durumundan dolayı çevreden eleştiriler gelmesi
- Bunların yanı sıra kişi, psikolojik olarak, genellikle kızgın, kaygılı ya da üzgün hissettiğinde alışveriş yapma ihtiyacı duyar, alışveriş esnasında keyif, zevk, coşku hissederken, alışveriş paketlerini gördükçe rahatlar, uzun vadede suçluluk, sıkıntı ve utanç hisleri belirmeye başlar.
- Bir süre sonra harcanan para miktarı ve yapılan alışveriş kişinin hayatında problem yaratmasıyla durum hastalıklı bir kısır döngü halini alır.
Alışveriş Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir?
Alışveriş bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken psikolojik bir rahatsızlık olmasının yanı sıra aslında ciddi bir bağımlılık türüdür. Günümüzde sık karşılaşılan bir tür davranış biçimidir. Tedavide kişinin davranışlarını kontrol eden ilaçlar, anti-depresyonlar önerilebilir. Ayrıca bilişsel davranışçı terapilerle ve bağımlılığa neden olan travmaların çözülmesinde EMDR terapisi son derece fayda sağlamaktadır. Böylece, hastalığın tedavisine yüksek oranda yardımcı olurlar.
EGZERSİZ BAĞIMLILIĞI
Egzersiz bağımlılığı, bir kişinin aşırı ve kontrolsüz bir şekilde fiziksel aktivite yapma isteği duyduğu bir durumdur. Bu durum, bireyin egzersize olan takıntılı yaklaşımından kaynaklanır ve genellikle sağlık açısından faydalı olabilecek egzersiz alışkanlıklarının ötesine geçer. Egzersiz bağımlılığı, bir tür davranışsal bağımlılıktır ve genellikle aşırı egzersiz yapmak, vücudu dinlendirmek için gereken süreyi göz ardı etmek, egzersiz sırasında ağrı ve yorgunluğu hiçe saymak gibi belirtilerle kendini gösterir.
Egzersiz bağımlılığının temel sebepleri arasında vücut imajı kaygıları, anksiyete, depresyon ve kişisel tatminsizlik gibi psikolojik faktörler yer alabilir. Birçok kişi, egzersiz yaparken endorfin salınımı sayesinde geçici bir mutluluk hissi yaşar, ancak bu etki kısa süreli olur. Egzersiz bağımlılığı gelişen bireyler, sürekli olarak bu mutluluk hissini arar ve buna ulaşabilmek için egzersiz sürelerini giderek artırır. Bu durum, psikolojik bir rahatlama arayışından ziyade, fiziksel aktivitenin bir zorunluluk haline gelmesine yol açar.
Egzersiz bağımlılığı, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi olumsuz etkilere yol açabilir. Sürekli aşırı egzersiz, kas ve eklem yaralanmalarına, bağ dokusu zedelenmelerine ve kalp sağlığı sorunlarına neden olabilir. Ayrıca, yeterli dinlenme ve iyileşme süresi olmadan yapılan aşırı egzersiz, bağışıklık sistemini zayıflatabilir, yorgunluk seviyelerini artırabilir ve ruhsal sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Egzersiz bağımlılığı, genellikle profesyonel bir yardım ve denetimli egzersiz programları gerektirir; çünkü bağımlılık tedavi edilmeden kişinin sağlığına zarar vermeye devam edebilir.
Egzersiz Bağımlılığı Nasıl Düzeltilir?
Egzersiz bağımlılığı, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği için tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Bu bağımlılığı düzeltmek için genellikle profesyonel destek ve bilinçli bir yaklaşım gereklidir.
- Egzersiz bağımlılığı tedavi ilkeleri:
- Bağımlılığın doğası hakkında bilgilendirme
- Makul düzeyde egzersizin tanımlanması ve etkilerinin açıklanması
- Egzersizle hakkında işlevsel olmayan düşünce içeriklerinin belirtilmesi
- Aşırı derecede yapılan egzersizin neden olduğu olumsuz durumların ortaya konması
- Alternatif aktivitelerin önerilmesi
- Spor salonu ya da aktiviteleri haricinde bir sosyal çevrenin oluşturulması
- Mesleki, sosyal, özel işlevselliğin sürdürülmesi
- Psikoterapi seçeneklerinin ele alınması
- Tedavi boyunca, spor hekiminden destek alınması
- Sürecin, danışanla işbirliği içinde yönetilmesi
Tüm bu tedavi yaklaşımlarının asıl hedefi, kişinin, yaptığı ya da yapmayı planladığı egzersiz düzeyini kontrol edebilmesidir. Egzersizin makul seviyelerde gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesinin önemi açıkça ortaya konmalıdır. Etkin bir terapi ile, kişinin bağımlılıkla başetme becerileri geliştirilmeli ve süreci kendi kaynaklarıyla yönetebilmesi sağlanmalıdır.