Amaçlar:
DAR 2020 anketi, Ramazan ayında oruç tutan tip 2 diyabetli (T2D) bireylerde oruç tutma uygulamalarını ve karşılaşılan komplikasyonları özetlemiş; ayrıca Ramazan öncesi verilen diyabet eğitiminin bu komplikasyonların kontrolü üzerindeki etkisini değerlendirmiştir.
Yöntemler:
Ramazan’dan sekiz hafta sonra, Güney Asya, Güneydoğu Asya, Körfez Ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika olmak üzere beş bölgedeki 13 ülkeden Müslüman tip 2 diyabet hastaları, iftar etme nedenleri, hipoglisemi, hiperglisemi, Ramazan’a özel diyabet eğitimi ve kan şekeri öz izlemi (SMBG) gibi konuları içeren bir anketi yanıtlamayı kabul etti.
Bulgular:
Ramazan ayında 25 günden fazla oruç tuttuğunu belirten 4889 katılımcının %51,1’i kadındı. Hipoglisemi en çok Kuzey Afrika’da (%25,2), hiperglisemi ise en fazla Körfez Ülkeleri’nde (%30,2) kaydedildi. Orta Doğu’da hipoglisemi sonrası %2,5, hiperglisemi sonrası ise %3,1 oranında hastaneye yatış gerekmiştir. Hipoglisemi (%8,4) ve hiperglisemi (%7,0) en düşük oranlarla Güney Asya’da gözlendi. Katılımcıların %45,9’u Ramazan öncesinde diyabet eğitimi almıştı. SMBG (kan şekeri öz izlemi) en sık Kuzey Afrika’da yapılmıştı (%19,5). Metformin, sülfonilüreler ve bazal insülin, tüm bölgelerde en yaygın kullanılan tedavi yöntemleri arasında yer aldı.
Sonuçlar:
Her bölgede oruçla ilişkili komplikasyonlar gözlenmiş olsa da, COVID-19 pandemisinin zorlu koşullarına rağmen bu durum hastalar, hekimler ve aile bireyleri tarafından etkili bir şekilde yönetilmiştir. Elde edilen bulgular, Ramazan ayında güvenli oruç uygulamasını sağlamak için daha fazla diyabet hastasının hasta eğitimi programlarına katılması gerektiğini vurgulamaktadır.
DOI: https://doi.org/10.1016/j.deman.2024.100229