“Peygamberimiz, bütün ömrü boyunca zahidane bir hayat yaşadı. Yünlü, pamuklu, yamalı, yamasız, ne bulduysa giydi. Ne varsa onu yedi. Hasır ya da kilim üzerinde uyudu. O'nun yatağı, bazen da içi hurma lifleriyle dolu bir deri parçasından ibaretti. Zengin fakir herkesle görüşür, el sıkışırdı. Kendi hayvanın sağar, merkebe binerdi. Aylarca hanesinde ocağın yanmadığı, önüne sıcak bir yemeğin konmadığı olurdu.
Hz. Peygamberin zühdi yaşantısı yokluktan değil, kendi iradesinin tezahürüydü. Nitekim Arabistan yarımadasının tamamına yakın kısmının tek hakimi haline geldiği zamanlarda da bu durumunda değişiklik olmadı. Peygamberimi, zühd anlayışının tabii bir sonucu olarak, mali imkanlarının iyileştiği zamanlarda da asla mal biriktirmemiş, sade yaşantısını bozmaktan kaçınmıştır.’’